Sayfalar

2 Nisan 2014 Çarşamba

Uzun Bir Özet


"Sanırım günlerden pazardı haberi geldiğinde. Oturup arkadaşlarla kadeh kaldırdık şerefine, ciğerlerinin bütün hücrelerine işleyen sigara dumanını, biz de ,beş arkadaş, onun gibi bütün kuvvetimizle ciğerimize çektik. Onu yad etmek içindi hepsi. Mevlüt okutulurken öylesine yediğimiz fıstıklı irmik helvasını çok hızlı bir şekilde, çiğnemeden yutarak uzaklaştık taziye evinden. Hep gittiği bara gidip şerefine bira bardaklarını kaldırdık havaya bizi gördüğünü düşünerek, aşağıdan...

Yirmi iki gün boyunca kimse onun artık nefes almadığını farketmemişti. Yalnız kalmak istediğini bildiğimizden mütevellit, sesi kesildiğinde, bizi aramadığında onu aramamız gerektiğini konuşulmamış bir anlaşmaya farkında olmadan imza atarak kabullenmiştik. aylarca aramadığımız olurdu. Aylarca aramadığı. İşler yolunda gitmediğinden yada hayatında yeni bir meşgale buldugundan değil sadece yalnız kalmak istediğinden, kendini dış dünyaya kapatıp yeni heyecanları entellektüel arayışlarda bulmaya çalıştıgından ortalardan kayboldugunu bilirdik. Tek başına sinemaya, tiyatroya gider, hep gittiği o bara gider saatlerce birasını yudumlarken kitap okuduğunu bilirdik. Tesadüfen karşılaştıgımızda birbirimizi yıllardır tanıyormuş gibi değilde, bir arkadaşın arkadaşının tanıdıgı olarak bir kere tokalaşmış ve nezaketen "memnun oldum" diyen biriymiş gibi davranır, uzaktan hafif br tebessümle kafasını sallayarak selam verirdi, ikinci kere karşılaşıyormuşuz gibi. 

Yine telefonunu kapattığı için kendine diğer insanlardan farklı olmadığını ama bundan rahatsız olduğunu ve bunu düzeltmek için bir şeyler yaptığını düşündük. İki-üç arkadaşla devamlı iletişim halindeydik, her konuşmada haberin var mı sorusu dönüyor, haber olmadığı için de "çıkar bi yerlerden yakında hayatının kilometre taşı olacak olan yeni bir kitapla" diye gülüşüyorduk. Küçümsediğimiz için gülmüyorduk, hoşumuza gidiyordu o kadar suskunluktan sonra atomu tek başına elle parçalamış gibi heyecanla koşarak gelişi, saatlerce nefes almadan konuşması, keşfettiği yeni müzik grubunun altyapısından bahsederken sigarasını küllkte unutmasını. 

En son uzaklaşmadan önce internette denemediği hiç br madde kalmayan bir adamın hayatını okumuş, ilgisini çekmiş ve adamın o kadar çok kimyasal maddeyi hücrelerine aldıktan sonra herhangi bir bağımlılık emaresi olmadan sessiz sakin bir hayata dönemsi onu bir hayli düşündürmüştü. Endişelnmiştik çünkü aslında istese ulaamayacağı hiç bir şey olmadığını biliyorduk. Üstelik son günlerde sarhoş olacak kadar çok içiyordu. 

Sabah oldu zannedip uyandı. Perdeler çekiliydi ve insanlarla konuşmayı keseli on iki gün olmuştu. Çişi gelmişti ve tuvalete gitmeliydi. Gece yarısı olmadan önce denediği kimyasal maddeyle beraber tükettiği alkolün etkisi hala geçmemişti. Ayakta durmak için insan üstü bir çaba gösteriyordu. "ayaklarımın altında yeri hissedersem sorun kalmayacak" diye düşündü. yere düşmüş yorganla ayak tabanları temasa geçti. İyi hissetti çunku herhangi bir materyali hissedebiliyordu. Odanın kapısı 3 adım uzaklıktaydı. Kapıdan çıktıktan sonra üç adım daha atarsa dümdüz, banyoya ulaşabilecekti. Saymadan ve gözünü açmadan ilerledi. renkler gözlerini ağrıtıyor, karanlık asabını bozuyordu. Işıkları yakmadan banyoya ilerledi. Lastiği gevşemiş bez keten pantolonunu indirdi, klozete oturdu. kaç dakika orda konakladığını bilmiyordu. gözunu açtı, karanlık dayanılmaz oldugu için ayağa kalktı, pantolonunu çekmeden sifonu çekip el yordamıyla buldugu elektirik düğmesine parmağını dokundurup ışığı yaktı. pantolununu çekti. Serin suyun ona kendini iyi hissettireceğini düündü ve lavobunun başına geçti. aynada kendini görünce dehşete kapıldı, bir adım geri çekildi. Dengesini kaybetti. Sendeledi. lavabonun kenarına tutundu ama yeterli olmadı. başını klozetin kenarına çarptı ve yere yığıldı. Çok sersemlemişti ama kalbi yerinden çıkacak gibi atıyordu. Çarpıntı korkuttu, nefes alışverişini kontrol etmeye çalışırken daha fazla nefes alamadıgını farketti. Elini göğüs kafesinin üstünde götürdü. kalbi dışarı fırlarsa onu tutabilecekti böylece. Kafasından akan yogun kanın, şiddetli baş ağrısının farkında değildi. Kalbini tutumaya çalışırken, kendinden geçmek üzereydi. son düşündüğü, fayansların arasını iyi ki temizlediğiydi. Hiç olmazsa temiz bir zeminde oturduguydu. 

Şimdi kadehler onun için tokuşuyor, kahkahalar onun kulaklarını çınlatıyordu. Biliyorduk, şimdi aşağıda bir yerlerde, bir fahişenin dudaklarında raksa tutulmuştu."

-...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

denemelisin