Sayfalar

15 Eylül 2018 Cumartesi

1.Bölüm


-1.Bölüm


"Rutubetli, üstelik soğuk. Nem kokusunun burnunuzun kemiklerini sızlatacak kadar keskin bir gıcırtıya sürükleniyor ayaklarım. Her bir adım da göz bebeğimden melodiler eksiliyor, çıkmaz sokakların insanı çocuk oyuncağı yaptığı zaman dolayları koca bir hiçlik olarak kaybedilen melodilere yazılıyor..."
-15.09.18



-Sana bir cinayeti anlatacağım.


 -1.Bölüm son

  

24 Mayıs 2018 Perşembe

bu ilk nefes


Derin düşüncelerinden soluklanmak için karaya ayak bastığında eskimiş derisini üzerinden sıyırması çokça zaman aldı. Bu evrim toprağın  üstünde ki  ilk ritmik hareketi olacaktı. Her adımı sonrası bastığı yerlerden yeşeren çiçekler çıkmayacak olsa da kapıldığı büyü ayaklarını yerden kesecek gibi geliyordu.

Kulağına fısıldanan melodiler var, aklı beş karış havada tutuklu kalmış hala. Tamamlayamadığı eksik yanlarını artık görmezden geliyor, gidenlere ise bütün samimiyetiyle el sallıyordu. Sessizliği vesika yapmış dağların zirvesinde oturup usulca sigarasını içiyor.

Ciğerlerinden çıkan duman bütün gökyüzünü kaplıyor, kutupta ağlayan devlerin göz yaşlarıyla alaycı gök kuşağı oluşuyor. Hurafe krallığı başlarına taş yağmasından korktuğundan devlerin kellesini istiyor ( ne alakaysa ) bütün bunlar olurken o sigarasını içmeye devam ediyor.










   


4 Ekim 2017 Çarşamba

Bunu dinlemelisin.


 Hasar tespit kayıtlarında  ört pas edilmiş, kaza zaptındaki kimliksiz üstelik cansız bir beden. Başı muhtemelen ön kaputa hızlıca çarpmış, öyle ki aldığı darbe  neredeyse bir karışlık yarık açmış. Adamın gözü orada  galiba ön dişlerinden bir kaçını da orada bırakmış. O çarpma ile beyin ölümü gerçekleşmiş olmalı yoksa bu acı bu ızdırap inlet meliydi göğü ama elemdir ki kelimeler çok öncelerinden tıkamıştı boğazını, gırtlağını. Susup  söyleyemediği vakitler yan etkisini gösterdiği her uzvunu buna gözleri bile dahil. Bir insanı anlarım, susar ama gözleri konuşur derler ya, öyle değildi işte.

Sırt derisinin bir parçası yolun sol tarafına sıyrılmış sanki  bariyerlere elle ibreti alem olsun diye konmuş gibi. Her susup gözlerini kapattığında bir kanca vurmuşlar sırtına, her susup gözlerini kapattığında bir kanca daha vurmuşlar sırtına, her susup gözlerini kapattığında bir kanca. Onlarca kanca, derisine iliştirilmiş. hangi yöne gideceğini bilemediğinden değil, bir yere hareket edemediğinden tıkanıp kalmış. Gözlerinden akmayan tuzlu su  ciğerlerinde toplanarak siroza çevirmiş yada onun gibi bir şey. Hem ne fark ediyor,  ölmesini yavaşlatacak ne  kadar acı varsa çekmiş. Dört şeritli uluslar arası bir otobanın tam ortasına mıhlanmış.

Acaba ne düşünüyordu?

ama ben bunu dinliyorum...

https://www.youtube.com/watch?v=EFJ7kDva7JE








6 Nisan 2017 Perşembe

Paralel evrene mesaj servisi

Paralel evrene mesaj,  ancak yolda kendi silüetini görebilenler cemiyeti daimi üyesi olarak şunu belirtmek isterim; atmosfer basıncı etkisini azalttıkça ayaklarınız yerden kesilmeye başlıyor bu da bu bulanık sularda tutanabileceğiniz bir dayanağın hiç bir etkisinin olmayacağını gösteriyor. ( boş ver şimdi takılma, saniyede yüzlbinlerce kilometre hız ile savrulurken bu kadar saçmalığın denk gelmesi gayet normal karşılanmalı. Ama diğer telaşlarım içinde en başarılı olanın sırtıma takılmış kancalar olduğunu bilsen,  milat öncesine dayanır uzunkukta. Bütün bunlar çok acıtıyor atmosfer basıncı etkisini azaltırken ayaklarım yerden kesildi komik gibi ama değil. Elini vicdanıma koy desem, vicdan azap olur,çivi olur, jilet olur sıyırır derimi kemiğimden. Bilirsin, bu işleri anastezi kullanmadan yapıyorlar. Alışıyor alışıyorsun da bu acını hafifletmiyor. Belirlenmiş bir eksenin içinde belirlenmiş şeyleri sanki doğaçlamaymış gibi yutturmaya çalışıyorlar, sıkıldım.  Uzun yoldan geliyorum,  şu az ötede duran karmaşa yığını için neleremi verdim, bunların hepsi de şurada ki karadelikte yok olup gidecek belki de. Beni sev, beni koru.)
Bu yüzden bu yolculuğa tek çıkmamanızı tavsiye ederiz, teşekkürler.






2 Kasım 2016 Çarşamba

Bu koca obur delik, ona merhaba de. (2/5)


-Burası girdap. Girdabın sizi, dışınızı içinize geçiren noktadan sesleniyorum.

 (... Kalktı buzdolabının kapısını açtı. Sol eliyle çenesini ovarak bütün raflara bakındı ( cık ) dolabın kapısını kapattı yerine oturdu. Bilindik şeyler fısıldıyor yine bu şeyler, arzuları azapları. Klasik vicdanına mıh gibi saplanmış bazı şeyler işte, evden işe gelirken. (Bu durumda psikoloji evi dokunulmazı konu alıyor olabilir  gibi pragmatikler oluşabilir bazı zihinlerde) ama öyle değil, konu çok başka.)

-Öyle ki kendi içinizde bilmem kaç yüz defa döndüğünüzü sayamıyorsunuz bile, düşünsenize kendi bedeninizi tanıyamıyor oluyorsunuz.

 ( Sigarasını yaktı, bundan önce bir tane daha içmişti. Son zamanlarda (klasik) çok sigara tüketmeye başladı ama aslında cevap basitti, onlardan daha çok boş vakti oluyordu, ( Belki şöyle bir algı oluşabilir "vaktini boşa harcıyor) ama öyle değil bu konu çok başka.)