Sayfalar

2 Kasım 2016 Çarşamba

Bu koca obur delik, ona merhaba de. (2/5)


-Burası girdap. Girdabın sizi, dışınızı içinize geçiren noktadan sesleniyorum.

 (... Kalktı buzdolabının kapısını açtı. Sol eliyle çenesini ovarak bütün raflara bakındı ( cık ) dolabın kapısını kapattı yerine oturdu. Bilindik şeyler fısıldıyor yine bu şeyler, arzuları azapları. Klasik vicdanına mıh gibi saplanmış bazı şeyler işte, evden işe gelirken. (Bu durumda psikoloji evi dokunulmazı konu alıyor olabilir  gibi pragmatikler oluşabilir bazı zihinlerde) ama öyle değil, konu çok başka.)

-Öyle ki kendi içinizde bilmem kaç yüz defa döndüğünüzü sayamıyorsunuz bile, düşünsenize kendi bedeninizi tanıyamıyor oluyorsunuz.

 ( Sigarasını yaktı, bundan önce bir tane daha içmişti. Son zamanlarda (klasik) çok sigara tüketmeye başladı ama aslında cevap basitti, onlardan daha çok boş vakti oluyordu, ( Belki şöyle bir algı oluşabilir "vaktini boşa harcıyor) ama öyle değil bu konu çok başka.)



    

17 Ağustos 2016 Çarşamba

Bu koca obur delik, ona merhaba de.


"Zorlu bir savaş"
"Pers krallığından kalma bir lanet gibi sanıyorum ki hiç bitmeyecek. Dokunduğum, hissettiğim, söylediğim ve söylediklerim kurşuna dizilmiş askerler gibi bir bir düşüyor. Tesirini vaktinden çok önce yitirmiş bir kaç melodi kalıyor geriye." 



Fiyakalı bir esaret yaşıyorum bu yer kürede, nefes alıp vermemin dışında birazda düşünüyorum ekserisi bilindik şeyler bilirsin; Ekmek davası, geçim derdi "oğlum hadi evlende git" ile enfes üçü bir arada. Bilmiyorum söz ettim mi hiç?  ama ben sevmiyorum sıkıştırılmış telaşları, kaygıları, arkadaşlıkları, dostlukları, sevgileri, nefretleri, hisleri, düşünceleri ve sigarasızlığı aslında liste epey kalabalık ihtiyacım olan uzun bir koma gözlerimi açtığımda hiç bir şey hatırlamamak. 

Ama biliyorum
Kafamın içi koca bir diken bahçesi, yoksa başka bir açıklaması nasıl olur büyük hayal kırıklıklarının, (huzursuzluğun, tükenmişliğin)

Yerimi bulmakta zorlanıyorum. Uçurumun ne tarafı havadar, deneyip yanılmaktan yoruldum bende tam ortasına oturdum yüreğimin. Meğer yüreğim dediğim yer koca bir delikmiş çok korktuğum o dipsiz derinliklere beni çeken koca bir delikmiş, koca obur bir delik. Koca hain bir delik, koca "sebepsiz bir delik." 

"Sebepsiz!"
-Akla zarar metaforlar kopuyor-
Şimdilik izin verir misin? kürdanla zihnimi temizlemeliyim.


10 Ocak 2016 Pazar

İstemsizce elin sigaraya uzanır...



Bir fotoğrafını bulup buluştururum, öylece derinlemesine süzülüyorum. Sanki sonu hiç yokmuş öylesine derin,ve öylesine güzel. Tanrıya karşı olan inancınızı sorgulatacak cinsten tehlikeli.

8 Ekim 2015 Perşembe


 şimdi onlar bir evin içindeki masanın etrafında toplanmış dört adamın ortasında duran kolinin içindeki kolu düşünüyorlar. -_-  bu enteresanlık konunun neresinde hiç anlamıyorum.

24 Eylül 2015 Perşembe

Annem kapımı açtı

son bir ayda hattıma iki defa kontör yükledim bu uzun zamandan beri yapmadığım bir şeydi itiraf etmeliyim ki garipsedim oysa alışmış gibiydim lüzumsuz aramalar yapmayıp kendimi bilmediğim şeylerden korudum, kendi payıma peki neyden ? Zor bela düşürülmüş bir numara olmaktan hani aslında bir numara olduğundan değil işin bir numarası olmamasından kaynaklı bu sıkıcılık...

 Annem az önce kafamı açtı, bu sığlık sana yaramaz oğlum dedi, kadın haklı bu sığlık bana hiç yaramıyor, sahnelere düşmem yakındır yani tabi bu üçüncü sınıf  Ankara barından bir sahne değil bunu devler ligi gibi gör mesela...

 Ayak ucu ile yokladığım bu derinliği hissetmenin ve ona dokunmanın o muazzam hazzını kim nasıl anlatabilir ki, kafatasının  boşluğunu dolduracak başka bir şey düşünemiyorum, bilmiyorum.

 Annem kafamı açtı, zihnimin bir ucunda pıhtılaşmış kelimelerim, sözcüklerim.

-Şu kürdanı uzat bakalım...
-Neden ?
-Oğlum burada birikmiş her bir şeyin, kazımam lazım...
-kürdan la ?
-Buna mı şaşırdın, ver şu kürdanı.

 Bu realiteye aykırı. Bu hayatın dinamiklerini olumsuz yönde etkileyecek kadar gerçek dışı bu büyük reklam afişlerindeki slogan kadar gerçek dışı.

 Ama bu gerçek derinlik, beni kendine çekiyor.