Kayıtlar

Sıkıcı

Yumuşak başlı giremiyorum ben bu alemin gece yarısı muhabbetlerine. ( -arabadan fazla anlamam dedim bilirsin, ben olaya bütünü ile iktisadi bakıyorum. Talebe karşı başarı ile tamamlanmış arz merasimi neredeyse global bir etki yaratmak üzre hani şöyle güzel kardeşim, insanın parası da yoksa alası geliyor. Al bunu neye sürersen sür, bir üst segmenti sana lüks gelir. Dediğim gibi ben arabadan anlamam sadece ne derecede kullanılabiliyor ona bakarım benim standartlarım avrupa standartlarının çok dışında bir kavram siktir et sen beni hiç ciddiye alma... -neden abi ? ne güzel anlatıyorsun... -lan olum arabadan anlamıyorum ben üstelik hiçte cezbetmiyor. -Değişiksin abi... -Siktir lan, gundiye bak anlamak zorundayım sanki. -Abi bişey demedim ki, değişiksin dedim sadece. -O nasıl oluyor lan? -Anlatsana abi, neden konuşmuyorsun ? -Oğlum değişik neymiş? bak bak bak avala bak kafayı kırdı taşşak geçiyor! -Yahu yok be abi, kızla niye konuşmuyorsun? -Hangi kız? -Abi senin ...

Hard Born

bugün günlerden hangi gün emin olmuyorum. Güne bağlı kalmak onu bilmek, tanımak onun için yaşayacağım anlamını çıkarıyorum ve bu beni boğuyor. Söylemiştim en çok boğulmaktan korkuyorum. Eksenimde ki insanların oluşturduğu aceleci telaşlarında tükeniyor, yarattıkları yüksek gerilimli girdaplarında kendimi paralıyor ve ben ayakkabısının içine su kaçtığında huzursuz olan insanlardanım çoraplarım sürekli kuru kalmalı.  Nefes al nefes ver nefes al nefes ver ve nefes al nefes ver. Seninle "Where is my mind" le birlikte sigara içmeliyiz, ancak bu zaman "kendim" olabildiğimi hissediyorum. Zaman pastasından geriye kalan koca dilim ise hep başkalarına pay ediliyor, bu o söz ettiğim girdaplar olmalı emin olmuyorum sadece boğulmaktan korkuyorum. Çıplak, olabildiğince temiz ve silahsız topuklarım patlayıncaya kadar dans etmek ve bedenlerinin içinde dolaşmak. Arter damarlarına sızıp bağırsaklarına ulaşmak, böbreklerden nefes borusuna ve bana biraz zaman tanısınlar kornealar...

vesaire vesaire

Otuz yıllık birikim üstüne son bir yorgunluk sigarası içtim, bu yorgunluk daha öncede yüzlerce kez söylediğim gibi hiç bitmeyecekmiş gibi. Sigara olayın esprisi, uyum sağlanamamış berbat bir seks deneyimi sonrası yapılabilecek en iyi şey gibi düşün, bir sigara yakarsın ve nelerin ters gittiğini düşünür durursun (sadece düşünür durursun) Zaten bunca zaman yapabildiğim en iyi şey düşünmek ve düşüşleri de doğru orantıda sert, hızlı üstelik çekilmez. Geriye kalan her şey can sıkıntısın da cereyan eden isteksiz mastürbasyon sonrası geriye kalan her şey olarak yerini alıyor, her şey olduğu gibi bütün sıradanlığı ile devam ediyor. Arzular istekler ve pervasızca sağ sola savrulan toz zerreleri. Ne zaman kendi eksenim etrafında dönmeyi denesem yörüngeme yetkisiz giriş yapan bünye dışı varlıkların istilası ile karşılaşıyorum. Başa çıkabilecek gücüm elbette var ama bu sadece başa çıkmama yetiyor ne sağıma nede soluma dönecek takatim kalıyor. Sönmüş ve eski ihtişamından eser kalmamış makyajsız b...
 bu çetrefilli düzlem boyunca insanın kendini bir yere ait hissedememesi bir yere ait hissetmemesi sonuç olarak her iki algıda bir tümde son buluyor, koca bir boşluk. yirmi dörde bölünmüş aceleci telaşlarımız. Bütün var oluş bundan nasibini alıyor, bu yorgunluk korkarım ki yüz yıllarca sürecek gibi ( ama sürmesin)   Her yeni güne başlangıcımız beraberinde yeni yenilgiler getirecek, yarın zor olacak sonraki yarınlar ise daha zor. 

taze taze minimalist, fırından yeni çıktı.

Resim

biutiful war

Resim
 Saçlarını son iki ayda iki defa kestirdi ve değiştirdi ama açık olmalıyım bu stil ona hiç gitmedi. Küt bile olsa en azından uzun kakülü gözünü yarıp dudak kutbuna doğru düşüyordu, o hali ile klasik koca siyah camlı güneş gözlükleri belki en çok ona yakışıyordu.  Düzgün kısa ve sivri bir çenesi var, bu onun yüzünü ince ve zayıf gösteriyor. Gözleri daha öncede bir kaç kez söylediğim gibi kocaman, bazen içinde boğulmak için çok çaba harcıyorum ama suratı hep otoban sınırında bin beş yüz. (kusura bakma sevgilim bu konuda biraz hırçın düşünüyorum, eğer beraber düşünebiliyor olsaydık eminim sende bana hak verirdin. Ben hiç bir kadına  bu kadar çıplak ve savunmasız olmadım)

Bu unutkanlık başa bela

Hava güzel hemde oldukça güzel, öyle ki akşam üstü esintisi başladıktan kısa süre sonra kahvenin ocak arkasında duran askılığa astığım poları giydim. Şimdi mayıs ayının o insanı sinir eden cılız ama üşüten rüzgarları sonrası ise biliyorum ki şeker olsan kıvamında eriyecek güzellikte olacak. Gecenin bir yarısı ve amaçsız insanların amaçsız yürüyeceği saat, bu saatte yürüyenlere kötü insan gözüyle bakılacak saat, belkide on iki yıllık uzaktan sevmeleri boş verdiği saat ve belkide... Haydaaa -Hayırdır ? ( aracın penceresinden  el fenerini yüzüme tutarak, bide bok varmış gibi sarkmış  ) -Hayırdır..? ( ışık gözümü alıyorken) -Dalga mı geçiyorsun ? ( sinirlenmiş olmalı ki hızlıca kapıyı açarken ) -Dalga geçtiğimi mi düşünüyorsun ? ( Gayet ciddi olduğum an ) -Ver lan kimliğini... ( Elini uzatırken ) -Özür dilerim ama prensip olarak kimlik taşımıyorum kişisel bir meselenin mücadelesinde zafer kazanmak üzereyken bu savaşı mağlubiyet ile alırsam bendeki yıkımı önce bana ...