bu çetrefilli düzlem boyunca insanın kendini bir yere ait hissedememesi bir yere ait hissetmemesi sonuç olarak her iki algıda bir tümde son buluyor, koca bir boşluk. yirmi dörde bölünmüş aceleci telaşlarımız. Bütün var oluş bundan nasibini alıyor, bu yorgunluk korkarım ki yüz yıllarca sürecek gibi ( ama sürmesin) Her yeni güne başlangıcımız beraberinde yeni yenilgiler getirecek, yarın zor olacak sonraki yarınlar ise daha zor.
Kayıtlar
taze taze minimalist, fırından yeni çıktı.
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
biutiful war
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Saçlarını son iki ayda iki defa kestirdi ve değiştirdi ama açık olmalıyım bu stil ona hiç gitmedi. Küt bile olsa en azından uzun kakülü gözünü yarıp dudak kutbuna doğru düşüyordu, o hali ile klasik koca siyah camlı güneş gözlükleri belki en çok ona yakışıyordu. Düzgün kısa ve sivri bir çenesi var, bu onun yüzünü ince ve zayıf gösteriyor. Gözleri daha öncede bir kaç kez söylediğim gibi kocaman, bazen içinde boğulmak için çok çaba harcıyorum ama suratı hep otoban sınırında bin beş yüz. (kusura bakma sevgilim bu konuda biraz hırçın düşünüyorum, eğer beraber düşünebiliyor olsaydık eminim sende bana hak verirdin. Ben hiç bir kadına bu kadar çıplak ve savunmasız olmadım)
Bu unutkanlık başa bela
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Hava güzel hemde oldukça güzel, öyle ki akşam üstü esintisi başladıktan kısa süre sonra kahvenin ocak arkasında duran askılığa astığım poları giydim. Şimdi mayıs ayının o insanı sinir eden cılız ama üşüten rüzgarları sonrası ise biliyorum ki şeker olsan kıvamında eriyecek güzellikte olacak. Gecenin bir yarısı ve amaçsız insanların amaçsız yürüyeceği saat, bu saatte yürüyenlere kötü insan gözüyle bakılacak saat, belkide on iki yıllık uzaktan sevmeleri boş verdiği saat ve belkide... Haydaaa -Hayırdır ? ( aracın penceresinden el fenerini yüzüme tutarak, bide bok varmış gibi sarkmış ) -Hayırdır..? ( ışık gözümü alıyorken) -Dalga mı geçiyorsun ? ( sinirlenmiş olmalı ki hızlıca kapıyı açarken ) -Dalga geçtiğimi mi düşünüyorsun ? ( Gayet ciddi olduğum an ) -Ver lan kimliğini... ( Elini uzatırken ) -Özür dilerim ama prensip olarak kimlik taşımıyorum kişisel bir meselenin mücadelesinde zafer kazanmak üzereyken bu savaşı mağlubiyet ile alırsam bendeki yıkımı önce bana ...
Berbat, berbat, berbat...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
-Gazoz kapakları... Evet ! gazoz kapaklarını bilir misin? Hayır seni aptal o gazoz kapaklarından söz etmiyorum. Hey hey bir dakika ! Biliyor musun çok düşünüyor, düşündüm de...( Özür dilerim ama müzik şu an senden daha çekici.) Kahretsin ! şimdi kendimi ihanet etmiş gibi hissediyorum çünkü şarkının bu kısmı berbat ! ( Belki melodisi biraz iş görür ) Şarkı sıra değiştirdi ve bir sonraki berbat sözlü şarkıya geçti, hepsi İngilizce. Anlamıyorum ama hepsinde biraz sen geliyorsun, gerisi ise bana kalan . Şarkı bitti, sıradaki yine berbat sözlü başka bir şarkıya geçiyor. (Yanılmışım, bana kalanlardan çıktı ) buda bana kalan...
Şimdilik Waits dinliyorum...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
(Fotoğrafın yalnızlığından kurtulmak için sokağa çıktım, ama bir sorun vardı. Bu sefer kendi içimdeki yalnızlığa doğru , durdurulması zor tanrı tanımaz arzularımın peşinde sürükleniyorum. İnsanın kendisini kandırmasından daha hafifletici bir neden yok aslında bedenine zarar verirken. "Beynini eritirken." Bütün bu olanlar iliklerime kadar ıstırap içinde çivileniyor, kimileri kendilerinde bulduğu ötanazi hakkını sonuna kadar kullanıyorken kimileri de bu boşluklar arasında savrulup duruyor, yel değirmeni oldukça şiddetli dönüyor karşı koymak bazen zor oluyor. "tabi bu donkişot için geçerli" Sana fotoğrafı göstermeyi yine çok isterdim ama anlatımım ile kalması her ikimiz içinde iyi olacak, en azından zihnindeki dokunulmazlığı onun gerçekliği ortaya çıkana kadar devam edecek. ) İnsan hiç bir şeye aldırmıyor da yediği elmanın damağına acı gelmesi bazen sinir bozucu oluyor, bunun yanında tırnaklarının ...
Bildiğim bir kaç melodi
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Bildiğim bir kaç melodi var serüvenleri iki seksen yere uzatacak uzunluklarda, masallara girse kahramanlarından çok konuşulacak olan melodiler, bir savaş filminde bombardıman yağmurunda oluşan o ölümün ıslığından daha sert ve keskin. Oluşturdukları tahribatı artık sen düşün, beynimde ölen onca insan v.d. buna ben bile dahil. Kendimden soyutlamaya çalıştığım konuları ister istemez üstüme başıma bulaştırıyor, uzun soluksuz suskunluklar kusuyorum ve bu melodilerde yaşıyor bitiminde tekrar ölüyor gibiyim, sonrası ise bayat pasta, lezzetli gibi görünen ama kreması ekşimiş bayat bir pasta. Sonrasında bir piyano eşlik ediyor sessiz sedasız dirilişime, atmosferin dışından dünyayı izliyor bir yıldız üstünde kayıyorum, yörüngesinden çıkmış bir avuç yaşayabilme telaşımla.